Merhaba değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Diksiyon, iş yaşamındaki pozitif ve negatif davranışlar, beden dili ve sunum teknikleri üzerine paylaşımlar yapmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgi ve sağlıkla kalın.
ÇÖMLEK VE GÖMLEK
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen çömlek ve gömlek sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak çömlek sözcüğü, toprak tencere anlamına geliyor. Dilimizde çömlek hamuru (çanak çömlek yapımında kullanılan özlü kil veya çamur), çömlek hesabı (basit ve güvenilmez hesap), çömlek kebabı (çömlek içinde pişirilen et yemeği), çanak çömleği (topraktan yapılmış türlü kaplar) kullanımları var.
Gömlek sözcüğü ise, vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi, kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı, kitap kapağına geçirilen kap, beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf, dosya kartonu, memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar, basamak, kat, derece anlamına geliyor. Dilimizde birini gömleğinden veya gömlekten geçirmek (evlat olarak kabul etmek, evlat edinmek), gömlek değiştirmek (yılan üst derisini değiştirmek, huy veya düşünce değiştirmek), gömlek eskitmek (deneyim kazanmış olmak), gömlek yağı (büyük ve küçükbaş hayvanlarda, işkembe ile bağırsakların üzerini saran ve çeşitli yemeklerde kullanılan yağ), ateşten gömlek (acı, üzüntü veren, dayanılmaz, sıkıntılı durum), oddan gömlek (ateşten gömlek) gibi kullanımları mevcut.
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
KAVİS VE KASİS
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kavis ve kasis sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak kavis sözcüğü, Arapça kökenli (ḳavs) bir kelime. Bir eğrinin sınırlı bir kısmı; eğmeç anlamına geliyor. Dilimizde kavis çizmek (yay biçiminde yol izlemek) gibi kullanımı var.
Kasis sözcüğü ise, Fransızca kökenli (cassis) bir kelime. Kara yolunda oluşmuş çukurlar ve tümsekler, yollarda araçların hızını düşürmek için yapılan, türlü biçimlerde tümsek, bir yolun doğrultusunu dik kesen bir yandan öbür yana geçen ark, engel anlamına geliyor (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
SOBA VE SODA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen soba ve soda sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak soba sözcüğü, Macarca kökenli (szoba) bir kelime. İçinde kömür, odun veya gaz yakılan veya elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı anlamına geliyor. Dilimizde elektrik soba (elektrik enerjisi ile çalışan, ısıtma amacıyla kullanılan bir tür soba; elektrik sobası), ayakkabı sobası (ayağı sıcak tutmak için taban ölçüsünde kesilerek ayakkabı içine konulan keçe), kömür sobası (sadece kömür yakılmasına elverişli bir soba türü), odun sobası (sadece odun yakılmasına elverişli bir soba türü) gibi kullanımları var.
Soda sözcüğü ise, İtalyanca kökenli (soda) bir kelime. Suya karbondioksit ve bikarbonat eklenerek elde edilen, sindirimi kolaylaştırmak için kullanılan içecek, çamaşır sodası anlamına geliyor. Dilimizde çamaşır sodası (beyaz çamaşırları ağartmak için kullanılan sodyum karbonat; soda), maden sodası (maden suyunun içine sıkıştırılmış gaz doldurulduktan sonra elde edilen şişe suyu) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
SAİR VE ŞAİR
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen sair ve şair sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.
İlk olarak sair sözcüğü, Arapça kökenli (sāʾir) bir kelime. Başka, öteki, diğer anlamına geliyor.
Şair sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (şāʿir) bir kelime. Şiir söyleyen veya yazan kimse; ozan, hayal gücü geniş olan, duyarlı, duygulu kimse anlamına geliyor. Dilimizde halk şairi (halk ozanı), saz şairi (halk ozanı) kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
OBA VE ODA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen oba ve oda sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak oba sözcüğü, göçebelerin konak yeri, bu yerde konaklayan göçebe halk veya aile, genellikle bölmeli göçebe çadırı, altı veya sekiz kişiden oluşan en küçük izci birliği, çuldan yapılan çadır anlamına geliyor. Dilimizde obabaşı (obanın başı olan kimse) kullanımı var.
Oda sözcüğü ise, evin veya herhangi bir yapının oturma, çalışma, yatma gibi işlere yarayan, banyo, salon, giriş vb. dışında kalan, bir veya birden fazla çıkışı olan bölmesi, serbest meslek adamlarını içinde toplayan resmi birlik, yeniçeri kışlası, köy odası, daire anlamına geliyor. Dilimizde odabaşı (hanlarda çalışan uşakların başı, yeniçeri kuruluşunda görevi alaylarda selam törenlerini düzenlemek ve yönetmek olan subay, padişahın en yakın adamlarından olup huzura giren, giyinip soyunmasına yardım eden, emir ve fermanlarını bildiren, işler hakkında gereken hususları padişaha sunan Enderun ağası), art oda (gözün iris tabakası ile merceği arasındaki boşluk), oturma odası (ev halkının oturması için ayrılmış oda), çalışma odası (konutlarda çalışmak için özel olarak ayrılmış ve döşenmiş oda), etüt odası (okullarda etüt için ayrılmış bölüm), köy odası (köylülerin çeşitli toplantılar yaptıkları veya konukların köyde kalması için hazırladıkları yer) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
TELEF VE TELİF
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen telef ve telif sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.
İlk olarak telef sözcüğü, Arapça kökenli (telef) bir kelime. Hayvanı yok etme, öldürme, boş yere harcama, yıpratma anlamına geliyor. Dilimizde telef etmek (hayvanı öldürmek, mahvetmek, yok etmek), telef olmak (hayvan, ölmek, mahvolmak) kullanımları var (TDK Sözlük).
Telif sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (teʾlīf) bir kelime. Uzlaştırma, kitap yazma, telif hakkı, yazarın kendisinin kaleme aldığı anlamına geliyor. Dilimizde telif etmek (uzlaştırmak, kitap yazmak), telif hakkı (bir fikir veya sanat eserini yaratan kişinin, bu eserden doğan haklarının hepsi; telif, yazar hakkı, röyalti) kullanımları mevcut.
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
STREÇ VE STRES
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen streç ve stres sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de İngilizce kökenli olması.
İlk olarak streç sözcüğü, İngilizce kökenli (strech) bir kelime. Esnek, çeşitli maddelerin havayla etkileşimini ortadan kaldırmak amacıyla sarıldığı şeffaf paketleme malzemesi anlamına geliyor.
Stres sözcüğü ise, yine İngilizce kökenli (stress) bir kelime. Ruhsal gerilim anlamına geliyor. Dilimizde stres atmak (bir etkinlikte bulunarak gerginlikten, sıkıntıdan kurtulmak), strese girmek (gerilmek, sıkıntıya girmek), strese sokmak (gerilime, sıkıntıya sokmak), egzersiz stres testi (kalp damar hastalıklarını araştırmada kullanılan testlerden biri) kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
MAŞA VE MASA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen maşa ve masa sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak maşa sözcüğü, Farsça kökenli (māşe) bir kelime. Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç, çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç, saçları dalgalı, bukleli, kıvırcık duruma getirmek için kullanılan, elektrikli veya ateşle ısıtılan, maşa biçimindeki alet, başkasının isteklerini amaçlarını yerine getirmesini sağlayan kimse; alet, bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça anlamına geliyor. Dilimizde maşa gibi (zayıf ve kuru kimse), birini maşa gibi kullanmak (maşası olmak), maşa yapmak. (maşa şeklindeki aletle saçları dalgalı, bukleli veya kıvırcık duruma getirmek), termoelektrik maşa (çok küçük nesnelerin sıcaklığını ölçmekte kullanılan, seri olarak bağlı iki elemandan oluşan maşa) gibi kullanımları mevcut.
Masa sözcüğü ise, yine Rumca kökenli bir kelime. Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya, bu mobilya etrafında oturanların tümü, dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm, düzlek yapı, iç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı anlamına geliyor. Dilimizde masaya oturmak (bir konuyu, olayı enine boyuna tartışmak, bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak), masaya yatırmak (bir konuyu, olayı enine boyuna tartışmak), masabaşı (kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan iş, görev), masa örtüsü (masa üzerine serilen kumaş vb. maddeden yapılan örtü), masa takvimi (masa üzerinde kullanılmak amacıyla yapılmış, dik veya yatık biçimde duran bir takvim türü), masa tenisi (kuralları tenise benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun, pinpon), masaüstü (bilgisayarda dizin, program vb.ne ait simgelerin yer aldığı ekran görüntüsü, masaüstü bilgisayar), ütü masası (üzerinde ütü yapılan yüksek ayaklı araç; ütü tahtası), yazı masası (üzerinde yazı yazılan, genellikle çekmeceli masa; yazıhane, büro) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
KAMARA VE KAMERA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kamara ve kamera sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak kamara sözcüğü, İtalyanca kökenli (camera) bir kelime. Gemilerde oda, İngiltere yasama meclisi anlamına geliyor. Dilimizde hesap kamarası (geminin seyri, denetlenmesi, haritaların kullanılması ile ilgili her türlü hesabın ve çalışmanın yapıldığı, köprü üstü arkasında yer alan oda), Lortlar Kamarası (İngiliz parlamentosunda senato) kullanımları var.
Kamera sözcüğü ise, Fransızca kökenli (caméra) bir kelime. Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet; alıcı, kameraman, bir çekime başlanırken yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk anlamına geliyor. Dilimizde kamera şakası (izleyenleri eğlendirmek amacıyla, önceden hazırlanan bir oyunun, gizli bir yere konmuş kamera aracılığıyla, habersiz kişiler tarafından oynanması), gizli kamera (değişik eşyalar üzerine yerleştirilebilen, gizli çekim yapmak amacıyla özel olarak üretilmiş, değişik boyutlarda ve biçimlerde kamera), termal kamera (canlıların yaydığı vücut ısısından yararlanarak hareketlerini tespit edip yerlerini belirleyen kamera) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
DAMA VE DANA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen dama ve dana sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak dama sözcüğü, İtalyanca kökenli (dama) bir kelime. Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun, bu oyunda, karşı tarafın birinci sırasına kadar yürütülerek istenen şekilde oynanma üstünlüğü kazanmış taş anlamına geliyor. Dilimizde dama demek (gücü kalmayarak bir işi daha ileri götüremeyecek duruma gelmek, tükenmek, bir taşı rakip tarafın birinci hanesine kadar yürütüp her türlü oynama üstünlüğü olan dama haline getirmek), dama tahtası (üzerinde dama oynanan tahta), dama taşı (dama oynanan taş, sık sık bir yerden başka bir yere giden veya atanan) kullanımları var.
Dana sözcüğü ise, ineğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu anlamına geliyor. Dilimizde danalar gibi bağırmak veya böğürmek (çok kuvvetle bağırmak, haykırmak), dananın kuyruğu kopmak (beklenen veya korkulan sonuç gerçekleşmek), danaayağı (yılanyastığıgillerden, yaprakları lekeli bir bitki), danaburnu (toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek; kök kurdu, aslanağzı), dana eti (dananın kesilip parçalanmış eti), anası danası (soyu spou, bütün aile) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.