Merhaba değerli arkadaşlarım, bilginin paylaştıkça arttığına inananlardanım. Diksiyon, iş yaşamındaki pozitif ve negatif davranışlar, beden dili ve sunum teknikleri üzerine paylaşımlar yapmak üzere yola çıktım. Bu blog yolculuğum umarım sizlere faydalı olur…Sevgi ve sağlıkla kalın.
MAŞA VE MASA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen maşa ve masa sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak maşa sözcüğü, Farsça kökenli (māşe) bir kelime. Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç, çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç, saçları dalgalı, bukleli, kıvırcık duruma getirmek için kullanılan, elektrikli veya ateşle ısıtılan, maşa biçimindeki alet, başkasının isteklerini amaçlarını yerine getirmesini sağlayan kimse; alet, bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça anlamına geliyor. Dilimizde maşa gibi (zayıf ve kuru kimse), birini maşa gibi kullanmak (maşası olmak), maşa yapmak. (maşa şeklindeki aletle saçları dalgalı, bukleli veya kıvırcık duruma getirmek), termoelektrik maşa (çok küçük nesnelerin sıcaklığını ölçmekte kullanılan, seri olarak bağlı iki elemandan oluşan maşa) gibi kullanımları mevcut.
Masa sözcüğü ise, yine Rumca kökenli bir kelime. Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya, bu mobilya etrafında oturanların tümü, dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm, düzlek yapı, iç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı anlamına geliyor. Dilimizde masaya oturmak (bir konuyu, olayı enine boyuna tartışmak, bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak), masaya yatırmak (bir konuyu, olayı enine boyuna tartışmak), masabaşı (kurum, kuruluş vb. yerlerde beden gücü gerektirmeyen, genellikle oturularak yapılan iş, görev), masa örtüsü (masa üzerine serilen kumaş vb. maddeden yapılan örtü), masa takvimi (masa üzerinde kullanılmak amacıyla yapılmış, dik veya yatık biçimde duran bir takvim türü), masa tenisi (kuralları tenise benzeyen, masa üzerinde özel top ve raketlerle oynanan bir oyun, pinpon), masaüstü (bilgisayarda dizin, program vb.ne ait simgelerin yer aldığı ekran görüntüsü, masaüstü bilgisayar), ütü masası (üzerinde ütü yapılan yüksek ayaklı araç; ütü tahtası), yazı masası (üzerinde yazı yazılan, genellikle çekmeceli masa; yazıhane, büro) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
KAMARA VE KAMERA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kamara ve kamera sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak kamara sözcüğü, İtalyanca kökenli (camera) bir kelime. Gemilerde oda, İngiltere yasama meclisi anlamına geliyor. Dilimizde hesap kamarası (geminin seyri, denetlenmesi, haritaların kullanılması ile ilgili her türlü hesabın ve çalışmanın yapıldığı, köprü üstü arkasında yer alan oda), Lortlar Kamarası (İngiliz parlamentosunda senato) kullanımları var.
Kamera sözcüğü ise, Fransızca kökenli (caméra) bir kelime. Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet; alıcı, kameraman, bir çekime başlanırken yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk anlamına geliyor. Dilimizde kamera şakası (izleyenleri eğlendirmek amacıyla, önceden hazırlanan bir oyunun, gizli bir yere konmuş kamera aracılığıyla, habersiz kişiler tarafından oynanması), gizli kamera (değişik eşyalar üzerine yerleştirilebilen, gizli çekim yapmak amacıyla özel olarak üretilmiş, değişik boyutlarda ve biçimlerde kamera), termal kamera (canlıların yaydığı vücut ısısından yararlanarak hareketlerini tespit edip yerlerini belirleyen kamera) gibi kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
DAMA VE DANA
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen dama ve dana sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak dama sözcüğü, İtalyanca kökenli (dama) bir kelime. Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun, bu oyunda, karşı tarafın birinci sırasına kadar yürütülerek istenen şekilde oynanma üstünlüğü kazanmış taş anlamına geliyor. Dilimizde dama demek (gücü kalmayarak bir işi daha ileri götüremeyecek duruma gelmek, tükenmek, bir taşı rakip tarafın birinci hanesine kadar yürütüp her türlü oynama üstünlüğü olan dama haline getirmek), dama tahtası (üzerinde dama oynanan tahta), dama taşı (dama oynanan taş, sık sık bir yerden başka bir yere giden veya atanan) kullanımları var.
Dana sözcüğü ise, ineğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu anlamına geliyor. Dilimizde danalar gibi bağırmak veya böğürmek (çok kuvvetle bağırmak, haykırmak), dananın kuyruğu kopmak (beklenen veya korkulan sonuç gerçekleşmek), danaayağı (yılanyastığıgillerden, yaprakları lekeli bir bitki), danaburnu (toprak içinde yaşayıp bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek; kök kurdu, aslanağzı), dana eti (dananın kesilip parçalanmış eti), anası danası (soyu spou, bütün aile) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
GERGİ VE GERGİN
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen gergi ve gergin sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak gergi sözcüğü, perde, ip, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan araç anlamına geliyor.
Gergin sözcüğü ise, gerilmiş durumda olan, buruşuğu, kırışığı olmayan, bozulacak duruma gelmiş olan ilişki, can sıkıcı şeylerle tatsız bir durum almış anlamına geliyor (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
SOMUN VE SOMON
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen somun ve somon sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak somun sözcüğü, Rumca kökenli bir kelime. Yuvarlak, altı düz, üstü kabarık ekme anlamına geliyor. Aynı zamanda Fransızca kökenli (saumon) bir kelime. Cıvatanın ucuna geçirilen, içi yivli demir başlık anlamı da var. Dilimizde kulaklı somun (yanlarında kanat gibi çıkıntıları olan bir somun türü) kullanımı mevcut.
Somon sözcüğü ise, Fransızca kökenli (saumon) bir kelime. Somon balığı anlamına geliyor. Dilimizde somon balığı (kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, irice bir balık, somon) kullanımı var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
YARPUZ VE KARPUZ
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen yarpuz ve karpuz sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak yarpuz sözcüğü, ballıbabagillerden, çiçekleri birbirinden ayrı halka durumunda, nane türünden, kısa saplı, az veya çok tüylü, güzel kokulu bir bitki anlamına geliyor.
Karpuz sözcüğü ise, Farsça kökenli (ḫarbūz) bir kelime. Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki, bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi anlamına geliyor. Dilimizde karpuz kabuğunu görmeden denize girme (“bir işi en uygun zamanı gelmeden yapma” anlamında kullanılan bir söz), karpuz kesmekle hararet sönmez (size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız), karpuz fener (şenliklerde kullanılan yuvarlak kağıt fener), karpuz kol (bol büzgülü, kabarık, kısa giysi kolu) gibi kullanımları mevcut (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
LAHİT VE AHİT
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen lahit ve ahit sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Arapça kökenli olması.
İlk olarak lahit sözcüğü, Arapça kökenli (laḥd) bir kelime. Duvarları taş veya tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar, taş veya mermerden oyma mezar anlamına geliyor.
Ahit sözcüğü ise, yine Arapça kökenli (ʿahd) bir kelime. Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma; ant, antlaşma, çağ anlamına geliyor. Dilimizde ahde vefa (devletlerin, katıldıkları uluslararası antlaşmalara devletler hukukuna göre uyma zorunluluğunda olduklarını belirten kural), ahde vefa etmek (sözünde durmak), ahitname (antlaşma belgesi), ahdetmek (bir şeyi yapmak için kendi kendine söz vermek), Ahd-i Atik (Tevrat), Ahd-i Cedit (İncil) kullanımları var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
KURA VE KURAK
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kura ve kurak sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak kura sözcüğü, Arapça kökenli (ḳurʿa) bir kelime. İki veya daha çok aday arasında bir sıralama, bir ayırma yapılacağı zaman her birinde bir tek ad yazılı kağıtları bir araya getirip karıştırdıktan sonra birini çekerek veya özel bir bilgisayar yazılımıyla adları belirleme; ad çekme, kime veya neye isabet edeceği önceden belli olmayan bir çekimle sonucu belirleme anlamına geliyor. Dilimizde kura çekmek (ad çekmek), herhangi bir yılın kurası olmak (o yıl askerlik çağına girenlerden olmak), kura efradı (kura neferleri), kura neferi (kura çekerek yeni asker olan kimse), kaçın kurası (kolay kolay aldanmayacak kadar görmüş geçirmiş kimse, uyanık olan) kullanımları mevcut.
Kurak sözcüğü ise, yağışsız, nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak toprak anlamına geliyor. Dilimizde yarı kurak (yıllık yağışı düzensiz ve yetersiz olan, tarım yapılabilmesi için sulama ihtiyacı duyulan coğrafi bölge) kullanımı var (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
KÜLEK VE KÜREK
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen külek ve kürek sözcüklerine değinmek istiyorum.
İlk olarak külek sözcüğü, bal, yağ, yoğurt vb. şeyler koymaya yarar tahta kova anlamına geliyor.
Kürek sözcüğü ise, toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç, küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç, kürek cezası anlamına geliyor. Dilimizde kürek çekmek (deniz teknesini yürütmek için küreği kullanmak), kürek kadar dili olmak (pabuç kadar dili olmak), kürek ayaklılar (Pelikanları, karabakgilleri içine alan kuşlar takımı), kürek cezası (gemilerde kürek çekme yoluyla uygulanan ceza; kürek), kürek kemiği (omzun art bölümünde bulunan, üçgen biçimindeki geniş ve ince kemik), kürek kürek (kürekler dolusu), padıl kürek (küçük deniz araçları ve can sallarında acil durumlarda kullanılan ağaç kürek), alabanda kürek (kürek topacının karşı alabandaya konulması için kürekçilere verilen komut), çalakürek (sürekli kürek çekerek), macun küreği (üzerinde macun hazırlanan ve sıva işlerinde kullanılan yardımcı el aleti) kullanımları mevcut (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.
KASK VE MASK
Merhaba değerli arkadaşlarım bu yazıda tek harfin farklılaşması ile oluşan ve farklı anlama gelen kask ve mask sözcüklerine değinmek istiyorum. Bu iki sözcüğün tek ortak yanı, her ikisinin de Fransızca kökenli olması.
İlk olarak kask sözcüğü, Fransızca kökenli (casque) bir kelime. Başı darbelerden korumak için sertleştirilmiş sentetik maddelerden yapılmış sağlam başlık anlamına geliyor.
Mask sözcüğü ise, yine Fransızca kökenli (masque) bir kelime. Genellikle ölünün yüzüne uygulanarak elde edilen yüz kalıbı anlamına geliyor (TDK Sözlük).
Tek bir harfin farklılaşmasından ne olur ki demeyin. Dilimize özendiğimiz günler dilerim. Sevgi ve sağlıkla kalın.